•  26/1/2009 - KAN GRUBU DİYETİ...
Kan Grubu Diyeti
M.Ö. 10000-15000 yılları arasında, Himalaya bölgesinde ortaya çıkan B Grubu kan, Pakistan ve Hindistan'da doğmuştur. Doğu Afrika'dan Himalayalar'a göç edenlerin iklim değişikliğine bağlı olarak B grubu kan taşıdıkları düşünülmektedir. B grubuna dahil olan kişiler çoğunlukla Japonya'dan Moğolistan'a, Çin ve Hindistan'dan Ural Dağları'na kadar olan geniş bir bölgede görülür. Batıya doğru gidildikçe, B grubu kan yapısına sahip olanların sayısı azalır. Avrupa'nın batısında ise kan grubu B olan kişilerin sayısı son derece azdır. En ağır hastalıklara karşı bile dirençli olan bu kan grubundakiler kalp hastalıkları ve kanseri diğer kan gruplarına oranla daha fazla yenmektedir.
B Grubu'nun özellikleri Sindirim sistemi dayanıklıdır. Beslenmede katı kuralcı değildir. Sütlü besinlere ilgi duyabilir. Strese karşı yaratıcılığını kullanır. Formda kalabilmek için fiziksel ve zihinsel faaliyetler arasında denge kurması gerekir.
B Grubu'nun yemesi gerekenler: Sütlü besinler Dana ve hindi eti Balık (İstakoz, karides, kalamar, midye gibi kabuklu deniz ürünleri hariç) Zeytinyağı Yeşil yapraklı sebzeler (4-5 öğün) Patates, lahana ve mantar
B Grubu'nun yememesi gerekenler: Mısır, buğday, mercimek, fındık ve susam Kuzu ya da tavşan eti Piliç ve tavuk eti Susam yağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı Zeytin
Sağlık riskleri: Yorgunluk Bağışıklık sistemi düzensizlikleri Kan şekerinin düşmesi
Uygun sporlar: Aerobik (45-60 dakika) haftada 3 kez Bisiklet (45-60 dakika) haftada 3 kez Yüzme (30-45 dakika) haftada 3 kez Golf (60 dakika) haftada 2 kez Hatha Yoga (45 dakika) haftada 2 kez
B Grubu için diyet örneği: Kahvaltı: Meyve kokteyli 2 dilim mısır ekmeği 2 dilim beyaz peynir 1 haşlanmış yumurta Yeşil çay Öğle: Marul, salatalık, peynir, zeytinyağı ve limonlu salata 1 muz Ot çayı İkindi: 1 dilim elmalı kek Ot çayı Akşam: Kuzu pirzolası Esmer pirinç pilavı Haşlanmış sebze Yoğurt 1 kadeh şarap
Öneriler: Sütlü besinlere tepki gösteriyorsanız soya ürünlerini kullanın. Bu beslenme planını aynen uyguluyorsanız vitamin ve mineral takviyesine ihtiyacınız yoktur. Piliç etinde bulunan bazı maddeler bu kan grubundakilere zarar verebilir.
AB Grubu A ve B gruplarının karışımından oluşan bu kan grubu çok ender olarak görülür. Doğu ve batıda farklı ulusların birbirine karışması sonucunda ortaya çıkmıştır. M.S. 900 yıllarından itibaren oluşan ve en yeni kan grubu olan AB grubuna dünyadaki insanların ancak yüzde 5'i dahildir. Bu gruptaki insanların bağışıklık sistemi çok güçlüdür. Ancak bazı kanser türlerine yakalanma riskleri vardır.
AB Grubu'nun özellikleri A ile B'nin modern karışımıdır. Çevresel değişikliklerden kaynaklanan beslenme özellikleri gösterir. Sindirim sistemi çok duyarlıdır. Bağışıklık sistemi çok güçlüdür. Stresi yenmek için zihinsel faaliyetlerden yararlanabilir. A ve B grubu için sakıncalı olan yiyecekler bu grup için de sakıncalıdır.
AB Grubu'nun yemesi gerekenler: Domates Deniz ürünleri Süt ürünleri Sebze Koyun, tavşan ve hindi eti Yoğurt Yumurta
AB Grubu'nun yememesi gerekenler: Dana ve sığır eti (Et vücutta yağ olarak depolanır.) Tavuk ve piliç eti Sarımsak, biber, sirke Hayvansal yağlar
Sağlık riskleri: Yaşlılık ve çocuk hastalıkları Alerjiler Astım ve saman nezlesi Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar Kan hastalıkları Kalp ve damar hastalıkları Diyabet Enfeksiyon hastalıkları Karaciğer hastalıkları Cilt sorunları Kadınların üreme organlarında sorunlar.
Uygun sporlar: Hatha Yoga (30 dakika) haftada 3-5 kez Golf (60 dakika) haftada 2-3 kez Bisiklet (60 dakika) haftada 2-3 kez Yüzme ( 30 dakika) haftada 3-4 kez Dans (30-45 dakika) haftada 2-3 kez Aerobik (30-45 dakika) haftada 2-3 kez
AB Grubu için diyet örneği: Sabah: Limonlu su (Kalkar kalkmaz) 1 bardak greyfurt suyu 2 dilim mısır ekmeği 2 dilim beyaz peynir Kahve Öğle: 100 gram haşlanmış hindi göğüs eti 2 dilim kepek ekmeği Salata 2 erik Ot çayı İkindi: 1 dilim peynirli kek Ot çayı Akşam: Omlet Çok az yağda pişmiş sebze Karışık meyve salatası Kafeinsiz kahve İstenirse 1 kadeh kırmızı şarap
Öneriler: Et yerken yanında mutlaka sebze yeyin. Mide asidi az olduğundan azar azar ama sık sık yemek yiyin. C vitamini takviyesi alın. A Grubu Asya ya da Ortadoğu'da M.Ö. 25 bin-15 bin yılları arasında ortaya çıkan A Grubu'nun ataları ilk vejetaryenlerdir. Yeni taş devri insanlarının yavaş yavaş toprağı işlemeye başlaması ve artık otlarla, bitkilerle beslenmesi yeni bir kan grubunun doğmasına yol açmıştır. Enfeksiyonlara karşı çok dirençli olan bu gruptaki insanların, kolera ve çiçek gibi hastalıkları atlattığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bugün Batı Avrupa'da en yaygın olan bu kan grubu en çok Akdeniz, Adriyatik ve Ege bölgelerinde yaşayanlarda görülür. Doğu Asya'da ise A Grubu'nun en yoğun olduğu ülke Japonya'dır.
A Grubu'nun özellikleri Onlar ilk vejetaryenlerdir. Sindirim sistemi duyarlıdır. Bağışıklık sistemi dayanıklıdır. Yerleşik beslenme ve çevre koşullarına kolayca uyum sağlar. Stresi yenebilir. Güçlü ve sağlıklı kalması için sebze ağırlıklı diyet uygulamalıdır.
A Grubu'nun yemesi gerekenler: Soya proteinleri, tahıl ürünleri ve sebzeler Balık ya da tavuk eti Sebze (daha çok çiğ ya da buharda pişirilerek) Brokoli, havuç, balkabağı, ıspanak, sarmısak Erik, vişne gibi meyveler
A Grubu'nun yememesi gerekenler: Kırmızı et (Bu gruptakiler et yedikleri zaman ağırlık hisseder, enerji kaybına uğrarlar. Ayrıca et yağ olarak vücutta depolanır.) Sütlü besinler (metabolizmayı yavaşlatır) Salam, sosis, kavurma. Biber, domates, patates ve lahana Tropikal meyveler Mandalina, portakal gibi turunçgiller
Sağlık riskleri: Bağışıklık sistemi Kalp hastalıkları Kanser Diyabet Sindirim sisteminden kaynaklanan vücut su toplaması
Uygun sporlar: Tai Chi ( 30- 45 dakika) haftada 3-5 kez Hatha Yoga (30 dakika) haftada 3-5 kez Hızlı yürüme (30 dakika) haftada 2-3 kez Yüzme (30 dakika) haftada 3-4 kez Dans (30-45 dakika) haftada 2-3 kez Aerobik (30-45 dakika) haftada 2-3 kez Gerinme (15 dakika) haftada 3-5 kez
A Grubu için diyet örneği: Sabah: 1 bardak limonlu su (kalkar kalkmaz) 1 küçük kase sütle karıştırılmış yulaf 1 bardak greyfurt suyu Kahve veya ot çayı Öğle: Beyaz peynirli marul salatası (taze soğan, salatalık, beyaz peynir, limon ve taze nane, marul) 1 dilim ekmek Elma Ot çayı İkindi: 2 dilim limonlu kek 2 erik Yeşil çay ya da su Akşam: Lazanya/Brokoli/ Yoğurt 1 kadeh kırmızı şarap
Öneriler: Mümkün olduğunca doğal besin alın. B12 vitamini eksikliğine karşı tedbirli olun. Dozunun yüksek olmaması koşuluyla C vitamini takviyesi alın. (250 miligramı aşmamalı.) Orta yaşlılar günde 300-600 miligram kalsiyum takviyesi almalı. Bildiğiniz gibi vücut demir ihtiyacını kırmızı etten giderir. A grubunun diyetinde kırmızı et bulunmadığı için doktor kontrolünde demir takviyesi yapılmalıdır.
0 Grubu
Vahşi hayvanları avlayan ve onların etleriyle beslenen ilk insanların kan grubudur. Dolayısıyla bu kan grubunda olanların asla vazgeçemeyeceği yiyeceklerin başında kırmızı et gelir. A grubunun tersine bu kan grubunda olanlar kilo verebilmek için tahıllardan, taneli sebzelerden uzak durmalıdır.
0 Grubu'nun özellikleri 0 Grubu'nda olanlar ilk insanları simgeler. Et yemeye bayılırlar Sindirim sistemleri sağlamdır Bağışıklık sistemleri fazla hareketlidir Diyet yapmaya ve çevreye uymaya zor alışırlar Stresten kurtulmak için fiziksel faaliyetlere ağırlık verirler Enerjik ve ince kalabilmek için metabolizmalarının hızlanması gerekir.
0 Grubu'nun yemesi gerekenler: Kırmızı et Karaciğer Beyaz et Balık ve deniz ürünleri. İyotlu tuz Ispanak ve brokoli
0 Grubu'nun yememesi gerekenler: Tahıl ürünleri Ekmek Taneli sebzeler Buğday (Buğdayda bulunan gluten maddesi, 0 grubundaki kişilerin kilo vermesini engellediği için buğday unundan yapılmış yiyeceklerden uzak durulmalıdır) Süt ürünleri ve yumurta Sıvı yağ (özellikle de zeytinyağı).
Sağlık riskleri: Ülser Mafsal iltihabı
Uygun sporlar: Aerobik (40-60 dk.) haftada 3-4 kez Yüzme (30-45 dakika) haftada 3-4 kez Jogging (30 dakika) haftada 3-4 kez Ağırlık kaldırma (30 dakika) haftada 3 kez
0 Grubu için diyet örneği: Sabah: 2 dilim mısır ekmeği, tereyağı ya da fındık ezmesi 180 gram sebze suyu Muz Yeşil çay ya da ot çayı Öğle: 180 gram haşlanmış dana eti Ispanak salatası Elma veya ananas Su ya da soda İkindi: 1 dilim elmalı kek Yeşil çay ya da ot çayı Akşam: Kuzu pirzola Haşlanmış brokoli Haşlanmış patates Karışık mevsim meyveleri Bira ya da şarap (bir kadeh)
Öneriler: Vitamin ve mineral takviyesi alın. (Özellikle B ve K vitaminleri) 0 kan grubundakilere uygun yiyeceklerde C vitamini ve D vitamini bol miktarda bulunmaktadır. Bu yüzden ekstra olarak C ve D vitamini almanız gerekmez. Kanın pıhtılaşma gücü zayıf olduğu için doktora danışmadan A vitamini takviyesi almayın. Süt ve sütlü besinler diyet listesinde bulunmadığı ve vücudun kalsiyum ihtiyacı karşılanmadığı için çeşitli haplarla kalsiyum takviyesi alın.
ALINTIDIR |
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
•  11/11/2008 - KALORİ YAKMANIN 20 KOLAY YOLU...

En kolay şekilde kalori mi yakmak istiyorsunuz? İşte size taktikler...Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan ya da spor yapmadan kilo verebilir misiniz? Evet. Hayat tarzınızı değiştirerek para harcamadan ve güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz. İşte taktikler; · Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için. · Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur. · Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz. · Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun. · Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu. · Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız. · Öğün aralarında yeme isteği doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor. · Ayakta hiçbir şey yemeyin. · Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın. · Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin. · Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor. · Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin. · Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin. · Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar. · Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın. · Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın. · İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir. · Sık ama az yiyin. · Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin. · Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter. |
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
•  17/5/2008 - NEDEN UNUTUR,NASIL HATIRLARIZ...
Neden Unutur, Nasıl Hatırlarız?"
Anahtarınızın yerini sıkça unutuyorsunuz. 5 dakika önce karşılaştığınız birinin adını hatırlayamıyorsunuz. Bilim bunun nedenini araştırıyor.Beyninizi güçlendiren ve unutmayı önleyecek faktörler.. Son zamanlarda giysi dolabınızın önünde ne giyeceğinize dair daha çok zaman geçiriyor, birşey almak için gittiğiniz mutfaktan ne alacağınızı hatırlayamıyor olabilirsiniz. Hemen unutkanlıkla ilgili hastalık senaryoları yazmaya başlamayın. Çoğunlukla ileri yaşlarda görülen sorunla artık stresli ve yoğun iş yaşamı sebebiyle gençler de karşılaşabiliyor. Unutkanlığın pek çok nedeni olabilir ancak çözümsüz de değil.
Demir eksikliğiniz olabilir Demir, beyin fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Yetersiz beslenme veya adet dönemlerinin yoğun geçmesi gibi nedenler hatırlama faktörlerini etkileyerek, kansızlığınız olmasa bile unutkanlığa neden olabilir. 149 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, demir eksikliği olanların olmayanlara oranla sorulan soruları tekrar sorma ihtimalinin iki kat daha fazla olduğu belirlendi. 4 ay boyunca demir desteği alan çoğu kadının, ilk testte başarılı olan gruptan daha iyi hatırlama yeteneğine sahip olduğu görüldü. Eğer demir eksikliğinden şüpheleniyorsanız doktorunuzdan demir eksikliğinizin olup olmadığını belirleyen ferritin seviyenizin kontrol edilmesini isteyin. Sıradan bir kan testi kansızlık başlangıcı için yeterli değildir.
Gürültüyü önleyin Teknoloji ve dijital gelişmelerin son sürat devam ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Ancak shaberleri dinleyerek e-maile yanıt vermenin mümkün olduğunu biliyor muydunuz? Normalde yeni bir bilgi beynin sadece belirli bir bölümü tarafından algılanır. Ancak birşeyi öğrenirken dışarıdan gelen gürültüyü aza indirmek gerekir. Gereksiz bilgilerden arınarak öğrenilen bilgi daha sonra kolay hatırlanır.
Aklınızı tazeleyin Bildiğiniz gibi meditasyon teknikleri stresi azaltmanızı sağlar. Yapılan araştırmalarda ise gereksiz yere uzun zaman beyin hücrelerinde, akılda tutulan bilgilerin hücrelere zararlı olduğu belirlendi. Yapılan araştırmalarda, öğleden sonra 40 dakika meditasyon yapan kişilerin, aynı sürede şekerleme yapanlara oranla daha iyi hatırladıkları belirlendi. Daha ilginci, aynı test gece uyuyamayan kişilerin de rahat bir uyku uyumasını da sağladı. Bu nasıl olabildi? Meditasyon, uyku gibi, duyulara ilişkin algılamyı azaltıyor ve bu da beyine, yeni bilgiler ile anıları denetleme ve sağlamlaştırma fırsatı veriyor. Düzenli meditasyon yapmanın ise, unutkanlık için daha yararlı olacağı belirtiliyor.
Kolesterolünüzü kontrol edin Sağlıklı bir kolesterol kalp hastalıkları kadar hafıza için de önemli.. Kanda yükselen kötü LDL kolesterolü beynin ihtiyaç duyduğu minerallerle beslenmesini önler, kan dolaşımını olumsuz etkiler. Eğer bazı şeyleri anlamakta ve jatırlamakta zorlanıyorsanız kolesterolünüzü de kontrol ettirmelisiniz. Yüksekse doktor kontrolünde düşürmek için çalışabilirsiniz.
İlaçlarınızı kontrol edin Eğer huzursuzluk, depresyon gibi nedenlerle ilaç kullanıyorsanız, ilaçların unutkanlığa neden olup olmadığını kontrol edin. Antidepresanlar, kaygı durum bozuklukları ilaçları, kemoterapi, parkinson ilaçları, uyku ilaçları, ülser ilaçları, ağrı kesiciler hafıza sorunlarına neden olabilir. Yaş ilerledikçe ilaçların vücudunuzdaki etkileri daha uzun sürer. Bu nedenle ilaçlarınızın dozları ve etkileri hakkında sıkça doktorunuzla konuşun.
Elma yiyin Günde iki elma yemek veya bir bardak elma suyu içmek sizi nörolojik sorunlardan korur. İçerdiği mineraller ve antioksidan özelliği ile yaşa bağlı hafıza sorunlarını önler. Ayrıca, elmadaki antioksidan beyin hücrelerini metabolizmadaki glukoz gibi zararlı radikallerden korur.
Kalbinizi hızlandırın Eski moda kalp hastalıkları ve beyin fonksiyonlarını korumanın yolu çeviklik ile canlılıktan geçer. Egzersiz yapmak beyin fonksiyonlarını olumlu etkiler. 60-79 yaş arasında yapılan aerobik egzersizleri beyini 2-3 yıl gençleştirir.
Beyininize güvenin Unutkanlık sorununuz hakkında üzlümeyi bırakın. Bu durumu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Yüksek teknolojiyle beyin gücü Video oyunları, puzzle, sudoku gibi oyunlar beyniniz için iyidir. Zekanızı ve dikkatinizi ölçen oyunlar unutkanlığı önlüyor. Beyin kas gibidir, gelişmek için kararlı bir meydan okumaya ihtiyaç duyar.
Ginkgo biloba Hafızanız için 'ginkgo biloba' kullanmayı mı düşlünüyorsunuz? Bazı çalışmalar Ginkgo biloba'nın unutkanlığı önleyici faydaları olduğunu saptasa da hala bu konuda çok fazla çalışma yapılması gerekiyor. Eğer yine de kullanmak istiyorsanız aspirin, kanı sıvılaştırıcı ilaçlarla alınmaması gerektiğini unutmayın. En doğrusu ise, doktorunuzla Ginkgo biloba'nın size etkilerini araştırmak ve birlikte karar vermek olmalı..
alıntı |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
•  25/4/2008 - Kalp krizi anında yapılabilecek önlem ...
 
MÜTHİŞ GERGİN VE SİNİRLİ BİR HALDESİNİZ�
Birdenbire göğsünüzde,
kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan
korkunç bir ağrı
hissediyorsunuz.
En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.
NE YAPACAKSINIZ???
İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ AMA KURSTAKİ EĞİTMEN, SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!!
YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?
PEK ÇOK İNSAN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİ SIRADA TEK BAŞINA OLUYOR; ETRAFTA YARDIM EDECEK KİMSE BULUNMUYOR. KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN
BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE
YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR.
BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?
CEVAP:
PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN.
ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN.
HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN.
DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR. ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR. KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR. BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.
ARTICLE PUBLISHED ON N.º 240 OF JOURNAL OF GENERAL HOSPITAL ROCHESTER
NEDEN?
<******>******> BU KONUDA MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK KİŞİYİ BİLGİLENDİRİN.
BU BİLGİ SAYISIZ İNSANIN HAYATINI KURTARABİLİR!!!
ASLA, 'BENİM BAŞIMA GELMEZ!' DİYE DÜŞÜNMEYİN.
HAYAT TARZIMIZIN EPEYCE DEĞİŞTİĞİ ŞU SON YILLARDA ARTIK HER YAŞTA İNSAN
KALP KRİZİ GEÇİRİYOR.
  |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
•  25/10/2007 - GUATR HASTALIĞI TARİHE KARIŞACAK...
Ocak 2000 tarihinden beri kullanmaya başladığımız iyotlu tuzlar, gelecekte tüm nesli guatr hastalığından koruyacak ve böylece ailesel olanlar haricinde guatr tarihe karışmış olacak.
Ama son 6 yıldan beri aşırı iyoda maruz kalan nesil de tiroit iltihaplanması tehlikesiyle karşı karşıya. Günümüzde 25–45 yaş arasında olan toplumda tiroit iltihabı görülme sıklığı 20 kat arttı. İltihaplanma tiroit kanseri riskini de artırıyor. Özellikle bu yaş grubundaki kadın nüfusu başta olmak üzere herkesin tiroit kontrolünden geçmesi gerekiyor. Yani iyodun azı da fazlası da zarar. Vakit kaybetmeden tiroit hormonlarınızın seviyesini ölçtürün...
Türkiye’de yaşayan her 100 kişiden 30’u guatr hastalığı riski altında. Toplumdaki her 100 kişiden 60’ında ise, başlangıç halinde guatr hastalığı var. Cinsiyet oranı ise yine kadınların aleyhinde ne yazık ki. Her 5 kadına bir guatr hastası erkek düşüyor.
Son altı yıldan beri iyotlu tuz kullanmaya başlayan Türkiye, gelecek 20 yıl içinde toplumda guatr hastalığını kökten kazımaya hazırlanıyor. Böylece gelecek nesiller, çocuklarımız bu yıpratıcı hormon hastalığındın tamamen kurtulmuş olacaklar...
En sık görüleni guatr hastalığı
Guatr, tiroit bezinin hastalanmasıyla ortaya çıkıyor. Tiroit, vücudun metabolizma ayarını yapan en önemli endokrin (kana hormon salgılayan) bezlerden birisi. Yani tiroit, metabolizmamızdan sorumlu. Eğer bir görev paylaşımı varsa ve tiroidi kim yönetiyor diye düşünürsek, doğru cevap beyin olacaktır. Peki, idareyi beynin neresi yapıyor? Orkestra şefimiz hipofiz bezi ve baş kemancımız ise tiroit. Eğer bu orkestranın sesten sorumlu mühendisi varsa o da hipotalamus oluyor. Emir komuta zinciri gibi işleyen bu döngüde, hipotalamus tiroit bezini “hormon çıkart” diye uyarıyor. Bu iletinin alınıp gerekenin yapılmasından ise en tepede yer alan hipofiz bezi sorumlu... Tiroit bezinin 3 ana hastalık grubu var. Bunlardan ilki ve en sık görüleni tiroit bezinin büyümesi yani halk arasındaki adıyla Guatr hastalığı. İkinci ana hastalık grubu tiroit iltihaplanması ve üçüncü sırada ise tiroit kanseri var. Tiroit hacim olarak ya da süngerin su çekmesi gibi içinde bir veya birden fazla yumrular şeklinde de büyüyebiliyor. Buna tıp dilinde “Nodüler Guatr” adı veriliyor. Guatr oluşmasına iyot eksikliği yol açıyor. İyot eksikliği yüzünden yeterince hormon üretemeyen tiroit bezi, büyüme ihtiyacı duyuyor. Hipofiz bezi, tiroide “büyü ve bana hormon üret” emrini veriyor. İşte bu emrin yerine getirilmesi, kişiyi guatr hastası yapmaya yetiyor da artıyor bile...
İyodun eksikliği de fazlası da zarar
Guatr, iyot eksikliğine bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’de “iyotlu tuz” satışına izin veren kanun, aşırı iyot yüklenmesine bağlı başka bir tiroit hastalığını gündeme getirdi. Çünkü iyot yüklenmesinin kişiye apayrı bir zararı var. 1 Ocak 2000’den itibaren Türk halkı yaygın bir şekilde iyoda maruz kaldı. Toplumu gelecekte guatr hastalığından korumak için alınan bu karar, belli bir nüfusun da başka bir hastalığın kucağını itilmesine yol açtı. Büyüme çağında iyot almadan büyüyen günümüzün 25–45 arasındaki ebeveynleri veya adayları, bu tuzların kullanımıyla aşırı iyot yüklemesine maruz kaldılar. Bu onların ödediği bir bedel oldu. Böylelikle tiroit hastalıklarının ikinci ana grubu olan tiroit iltihabını ya da tıp dilindeki “Tiroidit” i toplumsal sorun haline geldi. Metabolizma, aşırı iyot alımına yanıtı mikrobik olmayan bir iltihaplanma şeklinde verdi...
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve uzun yıllardan beri sadece endokrin – tiroit cerrahisi ameliyatları yapan PROF.DR.METE DÜREN 'İNsözlerine kulak verelim:
“25-45 yaş grubunun çok iyi taranması ve araştırılması lazım. Mutlaka tiroit bezlerinizi kontrol ettirin. Eskiden tesadüfen tiroit kanseri fark edilme oranı yüzde 10’lardayken, bu oran şimdi yüzde 90’lere çıktı. Hanımlara tavsiyemiz, özellikle meme ultrasonografi çektirirken, radyologlarını tiroit kontrolünü yapmaları için uyarmaları. Çünkü tiroit bezinin 10 milimetreden az büyümüşken yakalanması, bu kanserse bile hastanın hayatı kurtuluyor. Ameliyat sonrasında tiroit kanserinde ilaç veya ışın tedavisi yapılmaz. Halk arasında bilinen adıyla atom tedavisi yani radyoaktif iyot tedavisi uyguluyoruz. Tam sağ kalım oranı yüzde 95...
20 yıl sonra guatrsız bir nesil oluşturulacak
Tiroit bezinin tiroit hormonu üretememesi de önemli bir sağlık sorununa işaret ediyor. Buna tıp dilinde “hipotiroidi” yani tiroit bezinin az çalışması adını veriyoruz. Tiroit bezinin çok çalışması da ayrı bir problem ki buna da tıp dilinde “hipertiroidi” deniliyor. “Hipotiroidi” hastalığı aslında Türk toplumunda son derece yaygın. Kabızlık, kilo verememe, şişkinlik, saç dökülmesi, sinirlilik ve adet düzensizliği yapan tiroit hormonunun az salgılanması, basit bir test ile ölçülerek (TSH testi) anlaşılıyor. Türkiye’de her 100 kadından 20’si “hipotiroidi” hastası ama farkında değil.
İyot eksikliğinin en önemli sonucu guatr ise, tiroit hormonu eksikliğinin en önemli sonucu ise, “hipotiroidi’. İyot tamamlaması yapılan Türkiye, Arjantin, İsviçre gibi ülkelerde 20 yıl sonra guatrsız bir nesil oluşturulmuş olacak. Ama bunu yaparken, bir başka soruna davetiye çıkartıldı. 2000 yılından itibaren tiroit iltihaplanması oranı çok arttı. Türkiye’de 203-2004’ten itibaren toplumda yüzde 1–2 olan görülme sıklığı 20 kat arttı. Yüzde 20’lere çıktı. Bu bedel hala da ödeniyor. Mesela deniz ürünlerinden çok zengin beslenen ve aşırı iyot alımına maruz kalan Japonya’da tiroit iltihabı oranı yüzde 80’lerde. Bunların yüzde 30’u ise tiroit kanseri. Tiroit iltihaplanmasının en önemli riski ise tiroit kanserine dönüşmesi ihtimalidir. Hipotiroidi ve sıcak nodülü olan hastalarda iyot takviyesi, tiroit bezinin daha hızlı çalışmasıyla, sessiz duran bir guatr hastalığını uykusundan uyandırabiliyor. Daha önceden sıcak nodül veya gizli guatr teşhisi alanlar iyot takviyesini kesinlikle yapmamalılar. Halen marketlerde satılan tüm tuzlarda iyot olduğu için bu kişilerin işlenmemiş, fabrikasyon olmayan tuzları alıp kullanmaları gerekiyor.
Yeni doğan bebeklerde bile araştırılmalı
Tiroit bezi T3 ve T4 adı verilen hormonları üretiyor. Tiroit hormonları insan metabolizmasının hızını, vücudun sıcak veya soğuğa uyum sağlamasını, bebeklerin büyümesini, gelişimini ve zekâsını, derimizin ve saçımızın kalitesini ve üreme sistemi gibi birçok hayati fonksiyonumuzun sorunsuz çalışmasından sorumlu. Ayrıca fiziksel veya psikolojik streslere dayanıklılığımızı da diğer hormonlarla beraber ayarlıyorlar. Tiroit bezinin hızlı veya yavaş çalışmasından sağlığımız hemen etkileniyor. Yorgunluk, sinirlilik, kilo değişiklikleri, kalp çarpıntısı gibi önemli bulgular ile kendisini gösteriyor.
Eğer o coğrafi bölgede su ve toprakta iyot az ise guatr oluşması kaçınılmazdır. Türkiye’de günlük iyot alınımı gereken miktarın tam alt sınırında ve ülkemiz işte bu yüzden bir guatr ülkesidir. İyot en çok deniz suyunda, başta balık olmak üzere deniz mahsullerinde ve ette bulunuyor. İyottan fakir topraklarda yetişen sebze ve meyvelerde, bu yörede büyüyen hayvanların etinde iyot miktarı az oluyor. İyot eksikliğinin yeni doğan bebekler üzerinde önemli etkileri söz konusu. İyot eksikliği olan bölgelerde düşükler, ölü doğumlar, doğuştan gelme sakatlık, sağırlık ve zekâ geriliği daha sık görülüyor. Türkiye’de yeni doğan her 3 bin 500 bebekten birisinde tiroit eksikliği olduğu biliniyor. Her yeni doğan bebeğe topuktan kan alınıp tiroit testi yapılması öneriler arasında.
Günümüzde dünyada guatr problemini suya, ekmeğe ve süte iyot katarak çözmeyi bir tek ABD başarabildi. Türkiye’de günümüzde yüzde 60 olan guatr riski, yıllar önce Avrupa’da da böyleydi. İyot kullanarak yüzde 70’lerden yüzde 5’lere düşürdüler. Avrupa ülkeleri ve ABD bu sorunu 20 ila 40 yıl önce kökünden halletti. Ama bu ülkelerde başka bir tehlike gündeme geldi bu kez. Endüstrileşme tiroit kanseri oranını arttırdı. Mesela Kuzey Avrupa ülkelerinde ve Japonya’da tiroit kanseri riski yüzde 10’lardan 30’lara çıktı. Bizde ise tiroit kanseri riski yüzde 1,5 ve bu nodülü olanlarda yüzde 5’e kadar çıkıyor. Tiroit kanserinde hastalıksız sağ kalım oranı yüzde 95’lerde seyrettiğini ve bir daha nüksetmediğini aklınızdan çıkartmayın...
Radyolog, patolog ve cerrah gerekiyor
Guatr şüphesi taşıyan kişiler öncelikle endokrinoloji yani hormon hastalıkları uzmanına başvurmalı. Burada ekip çalışması sergilenerek, radyologların yapacağı ultrasonografik incelemenin ardından eğer gerekiyorsa bir iğne biyopsisi ile parça alınması ve yorumlanması gerekiyor. Burada devreye giren kişi ise mutlaka iyi bir endokrin cerrahı olmalı. Gereksiz yere ameliyattan kaçınmak önemli. İşte tam bu noktada Endokrin Cerrahı Prof. Dr. Mete Düren’in söyleyecekleri var:
“Tiroit kanserinin özelliği, yumrular şeklinde olan nodülün guatr kontrolünde saklanması eğilimi. Sanki daha iyi huylu olan nodüler guatr gibi gözüküyor. Kitle, iyi huylu yumruların arasında kalabiliyor. Bu yüzden nodülün içinden iğne biyopsisi ile zahmetsiz ve kolay bir şekilde parça alıyoruz. İyi huylu ise, nodülün büyüyüp büyümediğini kontrol altında tutuyoruz. Kötü huylu ise, cerrahi olarak çıkartılması gerekiyor. Ultasonografi önemli bir teknik çünkü bize hormon üretiminin olup olmadığını söylüyor. Hassas ultrason cihazları yardımıyla, çok fazla nodül olsa bile, hangi nodülden biyopsi alınması gerektiği radyoloji uzmanı tarafından bize söyleniyor. İğne biyopsisini mutlaka iyi bir patolog değerlendirmeli. Nodüllerde kanser oranı yüzde 5. Bu yüzden hastaların doğru seçilmesi lazım...
"Patoloji uzmanı dikkatli davranmalı"
Ne yazık ki tiroit nodülü konusu, suistimal olmasa bile yoruma açık bir konudur. Dolayısıyla gerek ultrasonu yapan hekimin yazdığı radyolojik özelliklerin gerekse patoloji uzmanının dikkatli davranması, cerrahın da onlardan gelen bilgiler ışığında hastaya gereksiz yere kanser korkusu yaşatmaması lazım. Cerrah ne kadar seçici davranırsa o kadar iyi olur. Trioit hormonları unutulmamalı ki, eksikliğinde yerine konulması en kolay hormon. İlaçlar bize çok yardımcı. Aslında tiroit hastaları çok şanslı insanlar. Tiorit kanserine yakalanan hastaların yüzde 95’i normal yaşantılarını sürdürebiliyor. Tek şanssız grup, hipertiroidi hastaları. Onlarda göz tutulumu oluyor ve gözler ileriye doğru büyüyor. Bunun tedavisi konusunda bir nebze çaresiz durumdayız.”
Guatrın belirtileri...
Guatr boyunda şişlik, yutkunma güçlüğü, nefes almada zorluk, sinirlilik, yorgunluk, kilo artışı, saçlarda zayıflık ve cilt kuruluğuna neden oluyor. Tiroit bezinin hormon dengesinin bozulması, metabolizmayı ciddi oranda etkiliyor. Tüm organ sistemlerini, kan kolesterol seviyesini, osteoporoz gelişimini ve cinsel yaşantı ve isteği etkiliyor. Guatr fazla büyüdüğü zaman dışarıdan bakıldığında bile anlaşılıyor. Daha küçük guatrlarda teşhis elle muayenenin ardından, kanda T3, T4, TSH seviyeleri ve tiroit sintigrafisi testleriyle konuluyor. Tiroit bezinin büyümesi hassas bünyeli kişilerde boğazda yumruk şeklinde büyümelere neden olabiliyor. Buna nodülleşme adı veriliyor. Doğru ve modern şekilde tedavi edilmeyen guatr hastalarında ileriki yıllarda nodülleşme açığa çıkabiliyor. Endokrinoloji uzmanına guatr şüphesi ile gidildiğinde “Siz de nodül var” haberiyle karşılaşırsanız sakın şaşırmayın.
Tiroit nodülü (düğümcük) nedir?
Nodül bir bezelye tanesinden bir ceviz büyüklüğüne olabilen, hücrelerin kümeleşerek topluluklar yaratmasıyla oluşan hastalığa verilen isim. En ciddi nodüller sıcak değil soğuk olanları. Çünkü bunlarda yaklaşık yüzde 15 kanserleşme ihtimali var. Bu yüzden özellikle soğuk nodülü olanlara vakit kaybetmeden iğneyle tiroit biyopsisi yapılması gerekiyor. İşin özü, biyopsinin büyük merkezlerde, tecrübeli endokrinoloji doktorları tarafından yapılması ve alanında isim yapmış sitoloji veya patoloji uzmanlarınca mikroskop altında okunması. Biyopsi bize nodülde kanser olup olmadığını söylüyor.
HÜRRİYET |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|